• +90 212 359 73 45
  • iklimbu@boun.edu.tr

Author Archive

21. Yüzyılda Mevsimlerin Uzunluğu

Ülkemizin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz Bölgesi artan küresel ısınmanın etkisi altında ve gelecekte de ısınma ve kuraklaşma etkisinin devam etmesi bekleniyor. Bu etki ise mevsim uzunluklarını değiştirmede etkili olabilir. Yalnız mevsimin ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini belirlemekte ciddi anlaşmazlıklar yaşanabiliyor. Yapılan çalışmalardan biri bitki fenolojisini kullanarak mevsim uzunluklarının farklılaştığını bulguluyor. Bu rapora göre son 30-80 yılda yaz dönemi 2-3 gün uzarken sonbahar dönemi 0.3-1.6 gün gecikmiş. Aynı doğrultuda yapılan başka bir çalışmada tarımsal büyüme periyodunun 10-20 gün genişlediği raporlanıyor.

iklimbu

Negatif salım çözümleri ile gezegenimizin sınırları içinde kalabilir miyiz?

1962’de Rachel Carson Silent Spring (Sessiz Bahar) kitabını yayımladığında belki de insanlığın gelişmesinin doğanın kaynaklarının sınırlarına kadar dayandığını ilk kez gözlerimizin önüne sermişti. Özellikle tarımda kullanılan aşırı gübre ve tarım ilaçlarının doğadaki canlılara verdiği zararları gören kişiler büyümenin sürdürülebilirliği konusuna kafa yormayı hızlandırdılar. Sanırım 1972’de Club of Rome; Dennis ve Donella Meadows, Jorgen Randers ve William Behrens’den daha ne kadar büyüyebileceğimizi ele alan bir rapor istediğinde, ortaya çıkan Limits to Growth’un (Büyümenin Sınırları) aradan geçen bunca yıl sonra bile kıymetini koruyacağını tahmin edemezdi. Ama bu rapor sayesinde büyüme ve gelişme konusuna kafa yoran tüm bilim, iş ve düşünce insanları sınırları belli bir gezegende sınırsız büyümenin mümkün olamayacağının farkına varmışlardı.

iklimbu

İklim-çatışma araştırmaları önyargıyla yaklaşılmış çalışmalar mı?

İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden bir tanesi çatışmaları artırmasıdır. Yapılan bazı araştırmalar, iklim değişikliği ile şiddet ve çatışmanın daha şimdiden doğrudan bağlantılı olduğunu göstermektedir. Özellikle Suriye ve Darfur gibi tüm dünyanın gözü önünde meydana gelen ve oldukça uzun sürmekte olan çatışmalar iklim değişikliği-çatışma ilişkisini bilim gündemine de taşımıştır.

Ancak bu tür çalışmalar çeşitli bilim insanları tarafından da eleştirilmektedir. Bu eleştirilerin başında bu çalışmaların temelinde zaten çatışma olan bölgelere yönelik bir önyargı olması bulunur. Yani, bu çalışmalar iklim değişikliği olsun olmasın çatışma çıkmaya hazır bölgeleri temel aldığından çatışmanın gerçek sebebinin iklim değişikliğine bağlı olup olmadığı rahatça anlaşılamamaktadır. Ayrıca, çatışmaların oluştuğu yerlere çok yakın bölgelerde iklim değişikliğinin benzer etkileri görülmesine rağmen toplumların sorunları barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturuyor olmaları da bilimsel yaklaşımla çelişebilen bir durum oluşturmaktadır.

iklimbu

Atmosferdeki güncel enerji alışverişini kullanarak gelecekteki küresel ısınmayı öngörebilmek

İklim modelleri, 21. Yüzyıl ve sonrasında ki küresel ısınma hakkında bilgi sahibi olma ve gelecek dönemlerin iklimini tahmin edebilmemizi sağlar. İklim modellerinin çıktıları arasında öngördükleri ısınma açısından önemli sayılabilecek farklar vardır. Bu farklar öncelikle modellere girdi olarak verdiğimiz teknolojik, ekonomik ve sosyal verilerden kaynaklanır. Yani iklimin gelecekte nasıl olacağını belirleyen en önemli faktör bizim gelecekte nasıl davranacağımızdır. Bizim nasıl davranacağımız atmosferde ne kadar sera gazı olacağını belirler, atmosferde ne kadar sera gazı olacağı da iklim modellerinin en önemli girdisidir.

iklimbu

KENTSEL ISI ADASI VE SICAK HAVA DALGALARI ARASINDAKİ ETKİLEŞİM

Sıcak hava dalgaları, insan topluluklarına en çok zarar veren iklim unsurları arasındadır. İklim modelleri sıcak hava dalgalarının sıklığı, şiddeti ve süresinin bu yüzyılda belirgin bir şekilde artacağını öngörmektedir. Kentsel ısı adası etkisi, sıcak hava dalgalarından kaynaklanan ısı stresini daha da şiddetlendirir ve kent sakinleri tarafından daha fazla hissedilmesini neden olur.

Princeton Univesitesi’nden Lei Zhao ve arkadaşlarının Environmental Science Letters dergisinde yayımlanan makalelerinde mevcut iklim ve gelecekteki küresel ısınma senaryoları için ABD’deki 50 şehrin kentsel ısı adası ve sıcak hava dalgaları arasındaki etkileşimlerini incelemek için bir küresel iklim modeli kullanılmış. Elde edilen sonuçlar kentsel ısı adası ve sıcak hava dalgaları arasındaki etkileşimin iklime ve küresel ısınma senaryolarına önemli ölçüde duyarlı olduğunu gösteriyor. Bu duyarlılık davranışının gündüz ve gece arasında farklılık gösterdiği de anlaşılıyor.

iklimbu

Yakın Gelecekte İklim Mülteciliği Artacak

Mülteci dendiğinde aklımıza bir ülkeden bir başka ülkeye göç etmek zorunda kalan insanlar geliyor hep. Oysa göç etmenin çoğumuzun çok daha alışık olduğu bir yöntemi var, aynı ülke içerisinde bir yerden bir başka bölgeye göç etmek. Bugüne kadar bu göçe genelde ekonomik sorunların ya da savaşların yol açtığını düşünürdük. Bugün ise iklim değişikliği önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Artık insanlar ülkenin bir bölgesi iklim değişikliği nedeniyle yaşanamaz hale geldiği için bir başka bölgeye göç etmeye başlıyorlar. Hatta bu tür göç bir ülkeden bir başka ülkeye yapılan göçe oranla çok daha yaygın olmaya başlıyor.

iklimbu

KÜRESEL ISINMAYI 1.5°C İLE SINIRLAYAN İKLİM SENARYOLARI

Ülkelerin, dünya sıcaklık ortalaması artışının 2100’e kadar 1.5°C’nın altında kalması için gerekli önlemlerin almasını sağlamak amacıyla 2015’te Paris Anlaşması imzalanmıştır. Fakat dünya sıcaklık ortalaması artışını 1.5°C altında tutabilmek için gerekli olan adımlar ayrıntılı olarak tanımlanmamıştır. Atmosfer bilimlerinde 1.5°C sınırını koyabilmek belirli bir sera gazı salımı ve erişilebilecek en yüksek sera gazı oranı hesap edilerek yapılabilir, bunlara RCP (Representative Concentration Pathways) diyoruz. Ancak bu sınırlara toplumların nasıl ulaşacağını belirlemek sosyal bilimcilerle fen bilimcilerin ortak çalışmasını gerektirir. Bu çalışma Ortak Sosyoekonomik Patikalar (Shared Socio-economic Pathways – SSP) belirlenmesini bir başlangıç noktası olarak alır. Bugünden geleceğe insanlığın nasıl ilerleyeceğini belirlemek için beş değişik patika tasarlanmıştır. SSP1 Yeşil Kalkınma paradigmasını kullanır; SSP2 geçmiş kalkınma ile yeşil büyümenin arasında bir yol bulur; SSP3 bölgesel olarak değişiklik gösteren bir kalkınma hedefler; SSP4 coğrafi ve sosyal anlamda eşitsizliklerin arttığı bir kalkınmaya ulaşır; SSP5 fosil yakıtlara dayanan yüksek enerji ihtiyacı çerçevesindeki kalkınma patikasıdır.

iklimbu

Citius Altius Fortius Deneme

hello world

iklimbu

DEĞİŞEN İKLİMDE GIDA GÜVENLİĞİ: SERA GAZI AZALTIMI VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUMUN ÖNEMİ

Dünyada 815 milyon insan yeterli besin bulamıyor. 2030 Küresel Sürdürülebilirlik Hedefleri’nden birisi dünyada açlığa son vermek ve gıda güvenliği sağlamak. Bu ise iyi bir yatırım ve planlama gerektiriyor.

İklim değişikliği özellikle gıda tehdidi olan bölgelerde gıda güvenliğini tehlike altına sokuyor. Fakat iklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerine etkilerini tam olarak tahmin etmek çok kolay değil. Climatic Change’de çıkan makalede ülkeler seviyesinde, gıda güvenliği ile çeşitli iklim değişikliği ve uyum yatırımı senaryoları arasındaki ilişkisi çalışılmış. Çalışmaların sonuçlarına göre, gıda tehdidinin her salım senaryosunda yükselmesi bekleniyor. Ayrıca gıda güvensizliğinin günümüzdeki coğrafi dağılımının gelecekte de benzer kalması bekleniyor. Örneğin, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’nın gelecekte de ciddi anlamda etkilenmesi bekleniyor. İklim değişikliğine uyum yüksek seviyelerde olursa gıda tehdidindeki yükselme günümüz seviyesinde kalabilir. Ancak, sadece yüksek seviyede uyumun yüksek seviyede sera gazı azaltımı ile beraber olduğu durumda günümüzdeki gıda güvensizliğinin iyileştirilmesi mümkün görülüyor. Bu sonuçlar, iklim değişikliğinin kötü sonuçlarının önüne geçilmesinde ve gıda güvensizliği ile mücadelede iklim değişikliğine uyum ve sera gazı azaltım çalışmalarının önemini vurguluyor.

iklimbu

TOPRAKTA KARBON DEPOLAMA PLANLAMALARINDA AZOT YETERİ KADAR DİKKATE ALINIYOR MU?

Aralık 2015’te, Paris’te, COP 21 sırasında, ‘4 per 1000’ girişimi tanıtıldı. Toprağın ilk birkaç metresinde depolanan karbon atmosferde depolananın birkaç katıdır. Eğer toprakta daha fazla karbon tutulmasını sağlayabilirsek bu iklim değişikliğinin kontrol altına alınmasına da önemli katkı sağlayabilir. Toprağın karbon tutma kapasitesini her sene %0.4 yani binde 4 artıracak olursak bu insanlığın atmosfere saldığı tüm karbondioksidi tutmaya yeter. Toprağın düzgün tarım uygulamalarıyla çok daha fazla karbon tutabileceği bilinen ve bilimsel yöntemlerle ortaya konmuş bir gerçektir. Ancak 4 per 100 girişiminin de dediği gibi, koruyucu tarım uygulamaları ilk 20-30 sene içerisinde daha fazla karbon tutulmasına yardımcı olacaktır. Daha sonra neler olacağı ise hala bir araştırma konusudur.

iklimbu
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Skip to toolbar