• +90 212 359 73 45
  • iklimbu@boun.edu.tr

Tag Archive levent kurnaz

IPCC, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RAPORU’NU TÜRKİYE’YE BOĞAZİÇİ ÜNİVERSTİESİ’NDE TANITTI

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nden (IPCC) uzmanlar, iklim değişikliği hakkındaki 5. Değerlendirme Raporu’nu İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi’nde tanıttılar. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ev sahipliğinde 9-10 Eylül 2015 tarihlerinde düzenlenen toplantıda iklim değişikliği ile mücadele için neler yapılması gerektiği ve iklim değişikliği adaptasyonu konuları ele alındı.

5. Değerlendirme Raporu, bir yandan iklim değişikliğinin inkar edilemez bir gerçeklik olduğunu ve insan kaynaklı fosil yakıt tüketiminin iklim değişikliğine neden olduğunu ortaya koyarken, diğer bir yandan ise, küresel ısınmayı engellemek ve sürdürülebilir bir geleceği inşa etmek için halen zamanımız olduğunu belirtiyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ NELERDİR ?

SERA ETKİSİ NEDİR ?

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NE DEMEK ?

HAVA DURUMU NEDİR ?

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDİR ?

2013/14 Mercator-İPM Araştırmacısı Prof. Dr. Levent Kurnaz, İstanbul Politikalar Merkezi-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi desteğiyle, ortaokul ve lise öğrencilerine dönük etkinlikler içeren eğitim videoları hazırladı.

Serinin ilk dört videosunda “Hava Durumu Nedir?”, “İklim Değişikliği Ne Demek?”, “Sera Etkisi Nedir?” ve “İklim Değişikliğinin Etkileri Nelerdir?” sorularının cevabı aranıyor. Videolarda ayrıca öğretmenlere dönük hazırlanmış etkinlik yönergeleri bulunuyor.

PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Ham petrolün varil fiyatı Haziran ayında 115 dolarken Ocak ayında 50 doların altına indi. Petrol fiyatlarındaki bu ciddi düşüş çoğumuzun aklına bu fiyatların atmosfere salınan karbondioksit miktarını nasıl etkileyeceği sorusunu getirdi. Bu sorunun cevabını detaylarıyla açıklamadan önce kısa cevabı verelim: Uzun vadede karbondioksit miktarı petrol fiyatlarından fazla etkilenmez.

Petrol fiyatlarındaki düşüşün iki temel sebebi var. Öncelikle dünya ekonomisinde ve özellikle de Çin’de işler beklenildiği kadar iyi gitmediği için petrol talebi her geçen gün azalmakta. Buna karşılık, petrol fiyatlarını sabit tutabilmek için petrol arzının da düşürülmesi gerekiyor, ancak petrol üreticisi ülkelerin başında gelen Suudi Arabistan günlük petrol üretimini kısmayı düşünmüyor. Durum böyle olunca da ham petrolün varil fiyatı 50 doların altına iniyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, HAVA KİRLİLİĞİ VE OZON TABAKASI

İklim değişikliği atmosferde normalde de bulunan karbondioksit gibi sera gazlarının miktarının insan etkisi ile artmasının, iklimin dengesini bozmasına verdiğimiz isimdir. Milyonlarca yıldır dünyanın iklimi, insanlığın geliştiği ılıman dönem ve filmlerden bildiğimiz buzul çağları arasında gidip gelmiştir. Bunun sebebi dünyanın güneş etrafındaki hareketidir. Ilıman dönemlerde karbondioksit miktarı milyonda 280 moleküle (280 ppm) çıkmış, buzul çağlarında ise milyonda 180 moleküle (180 ppm) inmiştir. 180 ppm ile 280 ppm arasındaki bu salınım doğaldır. Ancak; bugün, insanlık yeraltında bulduğu tüm kömür, petrol ve doğal gazı yaktığı için bu sayı 394 ppm’e çıkmış ve her sene de 2-3 ppm artmaktadır. Bu, dünyanın milyonlarca yıldır yaşamadığı anormal bir sıcaklık artışına sebep olmaktadır ve olmaya da uzun süre devam edecektir.
Hava kirliliği de insanların ve fabrikaların atmosfere saldığı gazlar ve parçacıklardan oluşmaktadır. Burada ana suçlulardan biri gene karbondioksittir; ancak iklim değişikliğinin baş suçlusu karbondioksit olsa da hava kirliliğinin suçluları arasında karbondioksit küçük bir yer kaplar. Asit yağmuru diye bildiğimiz temel hava kirliliği olayını yaratan parçacıklar kükürt bileşikleridir ve bu bileşiklerin iklim değişikliği ile alakaları yoktur. Kükürt bileşikleri de karbondioksit gibi özellikle termik santrallerin bacalarından salınırlar ama karbondioksidin aksine bunların bacalardan salınmasını engellemek daha kolaydır. 1970’lerin ortasından itibaren yapılan çalışmalarla atmosferdeki kükürt bileşiklerinin miktarı çok azalmıştır.
İklim değişikliği söz konusu olduğunda ise bu kükürt bileşikleri birim dostumuzdur; çünkü onlar gelen güneş ışığını geri yansıtarak dünyanın fazla ısınmasını engellerler. Bu da 1970’lerden beri hava kirliliğini azaltmaya yönelik yaptığımız çalışmaların aslında iklim değişikliğini arttırıcı yönde bir etki gösterdiği anlamına gelir. Gene de şunu unutmamak lazım, iklim değişikliğinin de hava kirliliğinin de temeli bizim yaktığımız kömür, petrol ve doğalgazdır. Bunları yakmayacak olsak ne hava kirliliği kalır ne de iklim değişikliği.
Ozon tabakasının delinmesinin ne iklim değişikliğiyle ne de hava kirliliği ile alakası vardır. Ozon tabakası yerden 50 km yukarıda bulunur ve bizi güneşin zararlı mor ötesi ışınlarından korur. Bu tabakanın zarar görmesi özellikle cilt kanseri vakalarının artmasına neden olur. Doğal şartlar altında bu tabakanın zarar görmesine imkan yoktur; ancak, tamamen insan yapısı olan bir molekül (CFC) ozona büyük zarar verir. Bu zarar da 1970’lerin ortalarında fark edildiğinden, 1987 yılından itibaren ozona zarar veren bu moleküllerin üretilmesi ve kullanımı tüm dünyada yasaklanmıştır. Ozon tabakası da kendi haline bırakıldığında kendisini tamir etmeye başlamıştır. CFC molekülleri aynı zamanda kuvvetli bir sera gazı olduklarından bunların üretiminin yasaklanması iklim değişikliğinin engellenmesi yolundaki çabalara katkıda bulunmuştur.
Görüldüğü gibi hava kirliliği ve ozon tabakasının delinmesinin iklim değişikliği ile ilgileri vardır, ancak bu ilgi genelde düşünüldüğünden çok daha zayıf bir ilişki olduğundan bu üç konuyu birbirinden ayrı olarak ele almakta fayda vardır.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE POLİTİKALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DÖRT ÇALIŞMASIYLA EGU 2015’TE

12-17 Nisan 2015 tarihleri arasında Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Avrupa Yerbilimleri Birliği’nin 2015 Kongresi (EGU2015)’ne Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak dört adet çalışmamızla katıldık.

Yrd.Doç.Dr.Tuğba Öztürk, Nazan An ve Tufan Turp’un katıldığı kongrede temel olarak iklim değişikliğinin Orta Asya’nın kuraklık koşulları üzerine etkileri, iklim değişikliğinin Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun klimatolojisi üzerine etkileri, iklim değişikliğinin Türkiye’nin tarımsal üretimine etkileri, iklim değişikliğinin Türkiye’nin kayak merkezlerine etkileri alanlarında yaptığımız çalışmalar Dünya’nın farklı ülkelerinden gelen bilim insanlarıyla paylaşıldı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SEBEPLERİ NELER DEĞİLDİR ? -1

Bu hafta yeni bir yazı dizisine başlıyoruz. Araya başka konular girse de iklim değişikliğini sulandırmaya çalışıp suçu bizlerden başka kaynaklara atmaya çalışanların argümanlarını ele almaya çalışacağız her hafta. Bu hafta en önemli argümanla başlayacağız: İklim değişikliğinin sebebi güneşteki değişikliklerdir.

Bu konuya cevap verirken size öncelikle basit bir grafik göstereceğiz. Bu grafikte son 160 sene içerisinde dünyanın ortalama sıcaklığındaki değişimi (kırmızı), karbondioksit miktarındaki artışı (mavi) ve güneşten dünyaya ulaşan enerji miktarındaki değişimi (sarı) görebiliriz. Son kırk yıl için karbondioksit miktarındaki artışın sıcaklıktaki artışa ne derece paralel olduğunu şu an için görmemezlikten gelip sadece güneşten gelen enerji miktarındaki değişimle dünyanın sıcaklığındaki değişime bakacak olursak, 1900-1950 yılları arasında dünyada görülen ısınmanın sebebinin güneş mi yoksa karbondioksit artışı mı olduğu tartışılabilir. Bu zaman süresince gerek dünyaya ulaşan enerji gerekse de dünyanın sıcaklığı artmıştır. Ancak 1960 yılından sonra güneşin verdiği enerjideki artış durmuş hatta son 30 yıl içerisinde hafifçe azalmıştır. Buna karşılık dünyanın ortalama sıcaklığı artmaya devam etmektedir. Başka hiçbir kanıta bakmasak bile bu grafik dünyada son 30 senede görülen ısınmanın güneşle alakası olmadığını görmemiz için yeterlidir.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Skip to toolbar